Serik'te kafan iki arada bir derede kalır: bir yanda pamuk tarlalarının arasından geçen sakin kasaba hayatı, öbür yanda Belek'in golf sahalarıyla parlayan o yapay parlaklık. Köprüçay'ın soğuk suyuna girip botla aşağı süzülmek mi, yoksa Boğazkent sahilinde hiçbir şey yapmamayı sanat seviyesine çıkarmak mı? Akşam üstü merkeze inip çayını yudumlarken hâlâ karar verememiş olursun. Sen de bilmiyorsun, biz de. Zarı at, akıntı gerisini götürsün.